DİLİM DİLİM DİLİMİZ
Mütefekkir, dahi, öncü liderlerden İsmail Bey Gaspıralı’nın (1851-1914) derin, köklü manalı “Dilde, Fikirde, İşte Birlik!” şiarı ve çağırısı bugün kulaklarımızı çınlatmaktadır. Ve ne yazık ki 21. asırda dünya üzerinde yaşayan ve sayısız sorunlara müptela olan Türkler bu sorunlarını çözebilecek fikir ve aksiyon adamı merhum İsmail Bey Gaspıralı gibi insanlardan mahrum ve de habersiz yaşamaktadır.
Gaspıralı İsmail Bey’in vasiyetini yerine getirmek isteyenlerden bir büyük insan da son nefesine değin: ‘‘Ey Türk, ayıl, terpen, özüne gel ve bil ki, dilde birliğin olmasa, fikirde birliğin olmayacak, fikirde birliğin olmasa, işde birliğin olmayacak ve mahv olacaksan!” diye haykırdı fakat onun sesini duyanlar kulaklarını tıkayarak şairin,
‘‘Neler yapmadık ki bu vatan için,
Kimimiz öldük, kimimiz nutuk attık”
dediği gibi meydanlarda bol keseden şaşaalı konuşmalar yaptılar, nutuklar savurdular.Yüzlerce sene yoksulluk, yoksunluk içerisinde, gayesiz ve hedefsiz paramparça ve ümitsiz yaşayan Türk boylarına bir ışık, bir ümit, bir rehber olan ve onları asırlık uykularından uyandıran Gaspıralı İsmail Beylere bugün ne kadar da çok muhtacız.
Türkiye’mizin, açısı henüz netleşmeyen açılımlarla yeni bir yörünge çizme çabasında olduğu şu günlerde, büyük düşünen beyinler tarfından 50-100 yıl ötesini görecek ve gösterecek ufuklara ihtiyacı vardır. Yıllar sonra mat çekebilecek bir hareketle piyon hamlesi yapabilecek stratejistler tarafından ortaya konulacak hamlelere ve bu büyük idealleri millete samiyetle inandırabilecek önderlere …
Bunlar; her mevsimde elbise değiştirir gibi fikir değiştiren ve toplum mühendisliğine soyunan, ya da toplum mühendisliği yapanlara karşı olduklarını söyleyerek toplumu, oluşturmak istedikleri kendi menfaat dünyalarına çekme gayreti içinde olan, sipariş yazılarla gazete köşelerini süsleme vazifesi üzerinden para kazanan insanların işi değildir ve olmamalıdır.
Dünya siyasetinde söz sahibi olan veya olmak isteyen hiçbir ülkenin istikbalini resmedecek tablonun parçaları, gazete köşelerinde çizilerek bir araya getirilmemiştir ve getirilemez. Çünkü yapılan köşe kapmaca oyunu değil, milyonların kaderine etki edecek kararların alınmasıdır.
Bir milletin mukadderatının hudutlarını belirlemek için pergeli elinde tutan, o pergelin sabit ayağını nereye bastıracağını ve açılımın açısınının kaç derece olacağını çok önceden belirleyerek kendinden emin bir şekilde çizim masasının başına geçmeli ve bu işi tereyağından kıl çeker gibi yapmalıdır.…İlkokul öğrencisi misali pergeli sağa sola kaydırarak, kitap ve defterleri parçalayarak açısız ve anlamsız şekiller çizmekle meşgül olmanın bir manası yoktur ve olamaz da…
Açılım üstüne açılım yapılan ülkemizde bir vatandaş olarak hassasiyetlerimizi dile getirmek ve mücadeleci bir demokrasi anlayışı içinde olmak zorundayız. Demokrasilerde katılımcılık, çoğulculuk ve saydamlık esastır ve bu ilkelerin en başta uygulanması gereken kuruluşlar arasında demokratik düzenin vazgeçilmez kurumları olan siyasi partiler gelmektedir…Parti içi demokrasisi olamayan ülkelerde gerçek demokrasiye ulaşmak olanaksızdır.
Şekli, zamanı, mekanı, açısı ve koordinatları bizim tarafımızdan belirlenen, kısaca; kökü, gövdesi, dalı, yaprağı, çiçeği ve meyvesiyle biz kokan ve ülkemize fayda sağlayacak çalışmalara bir diyeceğimiz yoktur… Yani mili bir proje tanımlamasını kapsayacak ve gayrı mili olanı dışta tutacak bir uygulama memleketin hayrına aksi ise şerrinedir…
Millet olmanın olmazsa olmazlarından olan dil birliği bozulmadan kuvvetlendirilmelidir…Akrabalık bağlarıyla Türk Milletinin bir parçası olmuş, tarihi kayıtlarda da bir uruğu olarak zikredilen Kürtlerin, ekser çoğunluğunun birbirleriyle anlaştıkları ortak dil de Türkçe’dir. Dil güçlü bir birleştirici unsur olduğu içindir ki milli kültürümüzde gönül manasında da kullanılmıştır ve kullanılmaktadır. Dil birliği olmadan gönüllerin birleşmesi, gönül birliği olmadan fikirlerin uzlaşması, fikir birliği olmadan ideallerin gerçekleşmesi mümkün değildir…Hünkar Hacı Bektaşı’n sözleri hepimize buyruk olsun: İlimize (vatanımıza), dilimize (Türkçemize) ve belimize (nesillerimize) sahip çıkalım.
Not: Bir hastalık sonucu genç yaşta ebedi aleme göç eden Kemal Güçlü kardeşime Allah’tan sonsuz rahmet ve mağfiret, başta anne-babası, eşi ve çocukları olmak üzere tüm akraba-i taalükata ve camiamıza başsağlığı dilerim. Ruhun şad mekanın cennet olsun. (Amin)
arici1071@hotmail.com