Kısa süre önce bir Büyükelçinin bu yönde ki eleştirileri üzerine Sayın İçişleri Bakanının "Türkiye'de ki Basın Özgürlüğü'nün ABD'den bile ileri olduğu" yönünde bir beyanat verdiği hatırlanacaktır. Bu sözler ve Hükümetin benzeri açıklamaları aslında ülkemizde ki demokrasinin çok ileri bir seviyede olduğu ve hatta büyük aşama kaydederek ABD ve AB'nin bile ilerisine gittiği anlamını ifade etmektedir. Gerçeklik payı ise Türk Halkının içerisinde bulunduğu sözde ekonomik refah ve bir gecede üç bin Dolar artıveren Milli Gelir ile eşdeğerdedir.
Dün ise Almanya'da yaşanan bir gelişme gündemin çok arka sıralarında kalmasına rağmen belki de ülkemizde ulaşılan bu ileri demokrasi ve İktidarın sergilediği demokratik erdem anlamında çok önemli örnek olması açısından irdelenmesi gereken bir olaydır. AB'nin lokomotif ülkesi Almanya'nın iç siyasetini yakından takip edenler şimdiki Şansölye Angela Merkel'in yerine halefi olarak ismi geçen Hessen Eyaleti Başbakanı Roland Koch'un politik arenadan çekilmesi ve Aşağı Saksonya Eyaleti Başbakanı 51 yaşındaki Christian Wulff'un Almanya’nın en genç Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi ile birlikte bu rolü Federal Savunma Bakanı Karl-Theodor zu Guttenberg'in üstlendiğini bileceklerdir. Özellikle Alman Ordusunun ikinci dünya savaşından sonra ilk defa yurt dışında Afganistan'da üstlendiği görev kapsamında ön plana çıkan, geliştirdiği Almanya'nın yeni savunma politikaları ve reform girişimleri ile adını duyuran bu karizmatik siyasetçi Alman Kamu Oyununun sevgi, saygı ve takdirini kazanmış, popülaritesi onu bir anda en fazla gelecek vadeden lider adayı, partisinin ümidi ve Şansölye Merkel'in yıldızı yükselen halefi konumuna getirmiştir.
Ancak bundan çok kısa bir süre önce soyluluğunun yanı sıra aynı zamanda Doktor unvanı da bulunan Federal Savunma Bakanı zu Guttenberg'in Doktora Çalışmasını inceleyen Bremenli bir Profesör içerisinde bazı alıntılar tespit ettiğini öne sürmüştür. Bir Doktora tezinde Türkçemizde Arapçadan alınan intihal veya Latince Plagiat olarak ifade edilen bu fiil basitçe ve en hafif deyişi ile kopya çekmek anlamına gelmekte olup, asıl karşılığı ise bambaşka bir terimdir. Ortaya konan çalışmanın gerçekliği, dolayısı ile kişinin dürüstlüğü ile çelişen bu eylem karşısında Üniversiteler vakanın tespiti ile birlikte ilgilisinin akademik unvanının hemen iptaline gitmektedirler. İşte kaderin bir cilvesi olarak tesadüfen Doktora çalışmalarında ki intihalin aniden gündeme oturması Karl-Theodor zu Guttenberg'i Almanya'nın hatta AB'nin son günlerde en çok tartışılan siyasetçisi konumuna getirivermiştir. Gerek Şansölye Merkel'in, gerekse partisinin bu Doktora Çalışmasının Federal Bakanın Siyasi kariyeri ile bir ilgisinin bulunmadığı, kendisinin politik geçmişinde Doktor Unvanının en ufak bir katkısının olmadığı yönünde ki açıklamalarına ve kendisine sahip çıkarak destek vermelerine, yapılan kamuoyu araştırmalarında halkın %64,3 'nün kalması yönünde görüş bildirmesine rağmen "muhalefetin geçmişte üniversitesini aldatan bir kişinin nasıl Almanya'da Bakanlık yapabileceğini sorgulaması, ilaveten böyle bir kişinin halka doğruları söylediğinden, devletin yararına çalıştığından asla emin olunamayacağını ileri sürmesi" üzerine kendisi dün itibariyle skandalın patlak vermesinden sadece on dört gün, yani sadece iki hafta sonra Bakanlık, Milletvekilliği, ve Parti Üyeliği de dahil olmak üzere bütün siyasi görevlerinden istifa ederek köşesine çekilmiştir.
Peki bu olay bize neyi göstermektedir? Basından hatırlanacaktır, benzeri bir olay da son dönemde ülkemizde yaşanmıştır. Alman Bakanının karşılaştığı aynı takibata önemli bir Danışman ve Üst Düzey Bürokrat uğramış, intihalinin tespiti üzerine akademik unvanlarının elinden alınmasına, aleyhine Mahkeme Kararı verilmiş bulunmasına rağmen kendisi ülkemizde bilakis terfi ettirilerek siyasi kariyerinde çok üst noktalara taşınmış, adeta ödüllendirilmiştir. İhmalin getirdiği kazalar sonucu onca insanın ölümüne rağmen koltuklarında oturmaya devam eden Genel Müdürler, aleyhlerine açılan soruşturmalara ve yurtdışında kesinleşmiş hükümlerde adlarının geçmesine rağmen gitmeyen Kurul Üyeleri yanında bu siyasinin ufak akademik kazasının Almanya ile karşılaştırıldığında son yıllarda ülkemizde ileri demokrasi anlayışına nedenli ulaşıldığına çok önemli bir örnek teşkil ettiği düşünülmektedir. AB Standartlarında demokrasiye ulaşmanın yolu açılan müzakere başlıklarının yanı sıra aslında bu ülkelerde ki siyasilerin sergiledikleri örnek demokratik erdemden de geçmektedir. Ekonomik refah, azalan işsizlik, ileri demokrasi ve gelişmiş basın özgürlüğü masalları ile daldığımız hayal aleminden Milletçe sandığa giderken uyanmamamız halinde ülke ufuklarının içinde bulunduğumuz masal dünyasında bile artık kararmaya başlayacağı aşikardır.